BÜYÜK ADA

West İstanbul Marina'ya 22 deniz mili uzaklıktadır

İstanbul adalarının en büyüğü olan 5.4 kilometre kare alana sahiptir. 
 

Bizans zamanında sürgün ve manastır bölgesi olarak kullanılmış olan Büyük Ada, İmparatorların otoritelerini sarsacaklarından endişe ettikleri yakın akrabalarını, devlet adamlarını, muhalifleri hapsettirdikleri ve sürgüne yolladıkları ada olma özelliğine sahiptir. Özellikle sürgün edilen saray kadınlarını ve inzivaya çekilen rahipleri ağırlayan adanın en eski yapılarından olan ve günümüze ulaşmayan Kadınlar Manastırı birçok sürgüne sahne olmuştur. Hiç kuşkusuz bu sürgünlerin en ilginci Kadınlar Manastırı’nı bina ettiren İmparatoriçe İrene’nin kendisinin de bu manastıra sürgün edilmesidir.
 

İsa Tepesi’nde bulunan Hiristos Manastırı, adalı Ortodoksların büyük ayinlerini tertip ettikleri Kumsal semtinde bulunan Ayios Dimitrios Kilisesi, yine Kumsal semtinde bulunan Musevi Sinagogu ve II. Abdülhamid tarafından 1895 yılında inşa ettirilen Hamidiye Camii’dir. Ayrıca; Ermeni ve Latinlere ait iki kilise, Ortodokslar tarafından inşa ettirilen diğer kiliseler ve Müslümanların adaya yerleşmeye başlamalarıyla birlikte adadaki yerini alan camiler göze çarpan diğer ibadet mekânlarıdır. Bu ibadet mekânlarının yanı sıra adada Ortodokslarca kutsal su kaynakları olarak inanılan Ayios Konstantinos, Ayia Fotini, Ayia Paraskevi ve Ayios Yeorios adlı tarihi Ayazmalar adanın dikkat çeken diğer mekânları arasında gösterilebilir.
 

1930 yılında adadaki Rum Mezarlığı çevresinde bulunan, Büyük İskender’in babası II. Filip’e ait toplam 207 sikkeden meydana gelen Büyükada definesi; İstanbul Arkeoloji Müzesi koleksiyonuna dâhil edilmiştir. Bu define Büyükada tarihinin derinliğini gözler önüne sermesi münasebetiyle Büyükada tarihi açısından önemli bir yere sahiptir. Yeşil ve mavinin berrak yüzünün kirlenmediği ve beton yığınlarıyla öldürülmeyen doğasıyla Büyükada; İstanbul portesinin göz alıcı karelerini barındıran adalarımızdan biri olmayı hala sürdürmektedir.